Paratiroid ameliyatı vücudun kalsiyum metabolizmasını düzenleyen paratiroid bezlerinden bir veya daha fazlasının, kontrolsüz bir şekilde aşırı parathormon (PTH) salgılaması durumunda cerrahi yöntemle çıkarılması işlemidir. Bu müdahale, hiperparatiroidi adı verilen hormonal bozukluğun kesin tedavisini sağlar. Operasyonun temel amacı, kana normalden fazla karışan kalsiyumu ideal seviyesine çekerek, bu durumun kemik erimesi, böbrek taşı ve kronik yorgunluk gibi sistemik etkilerini kalıcı olarak ortadan kaldırmaktır. Genellikle tek bir bezdeki iyi huylu bir büyüme (adenom) kaynaklı olan bu sorun, bu güvenli cerrahi ile çözülür.
Genel Cerrahi Uzmanı
2002’de Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2009’da Başkent Üniversitesi’nde Genel Cerrahi uzmanlığımı tamamladım. Elmadağ Devlet Hastanesi’nde görev yaptıktan sonra Başkent Üniversitesi’nde çalışmaya başladım; 2014’te Dr. Öğr. Üyesi, 2021’de Doçent oldum. 2015-2022 arasında Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi Sorumlu Doktorluğu yaptım. 1000’den fazla böbrek, 300’e yakın karaciğer nakli ve 2500’e yakın ameliyata katıldım. 2022’den itibaren Bayındır Sağlık Grubu’nda, 2023’ten itibaren Ankara Medipol Üniversitesi’nde Genel Cerrahi AD Başkanı olarak görev yapıyorum. 82 uluslararası makale, 400+ atıf, 150+ bildiri, 3 kitap bölümüm var. Aynı zamanda Çankaya’daki özel muayenehanemde hizmet veriyorum.
Hakkımda İletişimParatiroid Ameliyatı Nedir?
Vücudumuzdaki kalsiyum seviyesi, sinirlerin, kasların ve kalbin düzgün çalışması için hayati bir dengeye sahip olmalıdır. Bu dengeyi bir orkestra şefi gibi yöneten organlar, boynumuzda tiroid bezinin arkasına yerleşmiş, genellikle dört adet mercimek tanesi büyüklüğündeki paratiroid bezleridir. Bu minik bezler, “parathormon” (PTH) adında bir hormon salgılar. Kandaki kalsiyum düştüğünde, bu bezler devreye girerek PTH salgılar ve kemiklerden, böbreklerden ve bağırsaklardan kalsiyumun kana karışmasını sağlayarak seviyeyi normale döndürür.
Bazen bu sistemde bir aksaklık olur ve bezlerden biri veya daha fazlası, vücudun ihtiyacından bağımsız olarak sürekli ve aşırı miktarda PTH salgılamaya başlar. Bu duruma “hiperparatiroidi” denir. Yüksek PTH seviyeleri kan kalsiyumunu tehlikeli düzeylere çıkarır. İşte paratiroid ameliyatı bu kontrolsüz çalışan, sorunlu bezi veya bezleri bularak vücuttan uzaklaştıran cerrahi bir işlemdir.
Hiperparatiroidinin temel olarak üç farklı türü bulunur ve ameliyat kararı da bu türlere göre şekillenir. Bu türler şunlardır:
- Primer Hiperparatiroidi
- Sekonder Hiperparatiroidi
- Tersiyer Hiperparatiroidi
Bu türler arasında ameliyatla en sık tedavi edilen Primer Hiperparatiroidi’dir. Bu durumda sorun doğrudan paratiroid bezinin kendisindedir. Hastaların çok büyük bir kısmında (%80-85 oranında) sadece bir bezde ortaya çıkan “adenom” yani iyi huylu bir tümör bu duruma sebep olur. Daha nadiren dört bezin birden büyümesi (hiperplazi) veya çok ender olarak da kanser görülebilir. Diğer türler olan sekonder ve tersiyer hiperparatiroidi ise genellikle böbrek yetmezliği gibi başka sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişir ve tedavileri farklılık gösterir. Cerrahi, özellikle primer hiperparatiroidi için tek ve kesin çözüm yoludur.
Paratiroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?
Paratiroid ameliyatı kararı, hastanın yaşadığı sıkıntılar, kan değerleri ve hastalığın vücutta yarattığı etkiler göz önünde bulundurularak verilir. Günümüzde pek çok hastaya, rutin kan tahlillerinde kalsiyum seviyesinin yüksek çıkmasıyla, henüz belirgin bir şikayetleri yokken bile tanı konulabilmektedir. Ameliyat gerekliliği, uluslararası kabul görmüş net kriterlere dayanır.
Hastalığın neden olduğu belirgin şikayetler varsa ameliyat mutlaka düşünülmelidir. Bu klasik belirtilerden bazıları şunlardır:
- Tekrarlayan böbrek taşları
- Kemik erimesi (osteoporoz)
- Yaygın kemik ve eklem ağrıları
- Mide ülseri veya pankreatit
- Kabızlık ve karın ağrıları
- Unutkanlık ve konsantrasyon güçlüğü
- Kronik yorgunluk ve halsizlik
- Depresif ruh hali
Günümüzde hastaların önemli bir kısmı “asemptomatik” yani belirgin bir şikayeti olmadan tanı almaktadır. Ancak bu sessiz durum hastalığın vücuda yavaşça zarar vermediği anlamına gelmez. Gelecekteki ciddi sorunları önlemek amacıyla, hiçbir şikayeti olmasa bile bazı hastalara ameliyat önerilir. Bu durumlar aşağıdaki gibidir:
- Kan kalsiyum düzeyinin normalin üst sınırından 1 mg/dL’den daha yüksek olması
- Kemik yoğunluğu ölçümünde osteoporoz saptanması
- Basit bir düşme ile kemik kırığı yaşanmış olması
- Böbrek fonksiyonlarında azalma olması
- İdrarla aşırı miktarda kalsiyum atılması
- Görüntüleme testlerinde “sessiz” böbrek taşı saptanması
- Hastanın 50 yaşından genç olması
Özellikle 50 yaş altındaki hastalara ameliyat önerilmesinin sebebi, uzun yaşam beklentileri boyunca hastalığın kemikler, böbrekler ve kalp damar sistemi üzerindeki yıpratıcı etkilerine maruz kalmalarının neredeyse kesin olmasıdır. Bu grupta ameliyat, koruyucu bir tedavi niteliği taşır. Ameliyat kararı almadan önce, yüksek kalsiyum seviyesinin “Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH)” adı verilen genetik bir durumdan kaynaklanmadığından emin olmak çok önemlidir. Bu durum hiperparatiroidiyi taklit eder ancak ameliyattan fayda görmez ve basit bir idrar testiyle kolayca ayırt edilebilir.
Paratiroid Ameliyatı Riskleri Nelerdir?
Paratiroid ameliyatı bu alanda uzmanlaşmış bir cerrah tarafından gerçekleştirildiğinde oldukça güvenli bir operasyondur ve tam iyileşme oranı %95’in üzerindedir. Yine de her cerrahi işlemde olduğu gibi, bilinmesi gereken bazı potansiyel riskler mevcuttur. Neyse ki bu risklerin büyük bir bölümü geçicidir ve kolayca yönetilebilir.
Ameliyat sonrası karşılaşılabilecek olası durumlar şunlardır:
- Ameliyat sonrası geçici kalsiyum düşüklüğü
- Aç Kemik Sendromu
- Ses kısıklığı
- Kalıcı hipoparatiroidi (paratiroid yetmezliği)
- Boyunda kan birikmesi (hematom)
- Enfeksiyon
Bu riskler arasında en sık görüleni, ameliyat sonrası geçici kalsiyum düşüklüğüdür. Fazla çalışan bez çıkarıldıktan sonra, uzun süredir baskılanmış olan diğer normal bezlerin “uyanması” ve normal çalışmaya başlaması birkaç gün sürebilir. Bu süreçte kan kalsiyumu düşebilir ve bu durum dudak çevresinde, parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanma hissine yol açabilir. Bu belirtiler genellikle ağızdan alınan kalsiyum ve D vitamini takviyeleriyle kolayca kontrol altına alınır. Diğer bir risk olan ses kısıklığı ise paratiroid bezlerinin ses tellerini hareket ettiren sinire çok yakın olmasından kaynaklanır. Deneyimli bir cerrahın yaptığı ameliyatta bu sinirin kalıcı olarak hasar görme ihtimali %1’den azdır ve oluşan ses kısıklığı genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir.
Paratiroid Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Paratiroid ameliyatının modern yaklaşımı, iyi bir hazırlık ve doğru cerrahi tekniğin birleşimine dayanır. Süreç ameliyat öncesi planlama ve ameliyatın kendisi olmak üzere iki ana adımdan oluşur.
Ameliyat öncesi hazırlığın en kritik adımı, kan testleriyle tanısı kesinleşmiş olan hastalarda, aşırı çalışan o tek bezin (adenomun) yerini bir “yol haritası” gibi belirlemektir. Bu amaçla kullanılan görüntüleme yöntemleri tanı koymak için değil cerrahın işini kolaylaştırmak ve ameliyatı daha küçük bir kesiyle, daha güvenli yapabilmek için kullanılır. Bu testler şunları içerir:
- Boyun Ultrasonografisi
- Sestamibi Sintigrafisi (MIBI)
- 4D Bilgisayarlı Tomografi (4D-BT)
Bu görüntüleme testlerinden biri veya birkaçı ile sorunlu bezin yeri net bir şekilde saptandığında, hasta modern cerrahi tekniği için ideal bir aday haline gelir.
Günümüzde paratiroid ameliyatlarında altın standart yöntem Minimal İnvaziv Paratiroidektomi (MIP)’dir. Bu teknikte, boyunda cilt çizgilerine paralel, yaklaşık 2-3 cm’lik küçük bir kesi yapılır. Cerrah, önceden yeri belirlenmiş olan adenoma doğrudan ulaşır ve diğer normal bezlere dokunmadan, sadece sorunlu olanı çıkarır. Bu yaklaşımın en büyük avantajları; daha iyi bir kozmetik sonuç, ameliyat sonrası daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve normal hayata çok daha hızlı dönüştür.
Bu modern ameliyatın en önemli parçalarından biri de ameliyat sırasında yapılan anlık PTH hormon ölçümüdür. Parathormonun vücuttaki yarı ömrü sadece 3-5 dakika olduğundan, sorunlu bez çıkarıldıktan hemen sonra kan seviyesi hızla düşer. Ameliyat sırasında, bez çıkarılmadan önce ve çıkarıldıktan 10 dakika sonra alınan kan örnekleriyle PTH seviyesi ölçülür. Hormon seviyesinde %50’den fazla bir düşüş görülmesi, ameliyatın başarılı olduğunun ve vücutta başka sorunlu bir bez kalmadığının anlık bir teyididir. Bu sayede operasyon güvenle sonlandırılır. Eğer hormon seviyesi yeterince düşmezse, bu durum ikinci bir sorunlu bezin varlığına işaret edebilir ve cerrah araştırmasını bu yönde genişletir.
Eğer görüntüleme yöntemleri sorunlu bezi gösteremezse veya birden fazla bezin hasta olduğundan şüpheleniliyorsa, İki Taraflı Boyun Keşfi adı verilen geleneksel yöntem uygulanır. Bu yöntemde biraz daha büyük bir kesi ile dört paratiroid bezinin hepsi bulunarak kontrol edilir ve sorunlu olanlar çıkarılır.
Paratiroid Ameliyatı Sonrası Süreç
Paratiroid ameliyatından sonraki iyileşme dönemi, özellikle minimal invaziv teknikler kullanıldığında, genellikle oldukça rahat ve hızlıdır. Hastalar, kısa bir süre içinde günlük yaşamlarına geri dönebilirler.
Ameliyat sonrası süreçte hastaları bekleyenler genel olarak şu adımları içerir:
- Hastanede Kalış: Hastaların çoğu aynı gün veya ertesi sabah taburcu edilir.
- Ağrı ve Beslenme: Ameliyat sonrası ciddi bir ağrı olmaz. Basit ağrı kesicilerle geçen hafif bir yutkunma güçlüğü olabilir. Hastalar birkaç saat sonra yemek yemeye başlayabilir.
- Kalsiyum Takibi: Taburcu olmadan önce ve sonraki günlerde kan kalsiyum seviyesi takip edilir. Olası bir düşüşe karşı genellikle kalsiyum ve D vitamini takviyeleri verilir.
- Aktivite: Hastalar birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilirler. İşe dönüş süresi, yapılan işe bağlı olarak genellikle 3 ila 7 gün arasındadır.
- Yara Bakımı: Kesi genellikle estetik dikişle kapatıldığı için dikiş alınmasına gerek kalmaz. Yara izi zamanla solarak belli belirsiz bir hal alır.
Bu süreçte en önemli konu kalsiyum seviyelerinin yönetimidir. Hastalar, kalsiyum düşüklüğünün belirtileri olan uyuşma ve karıncalanma hissi konusunda bilgilendirilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında doktorlarına danışarak veya önerilen ek kalsiyum tabletini alarak durumu kolayca yönetebilirler. Bu takviyeler, sağlam paratiroid bezleri tamamen normal çalışmaya başladığında kademeli olarak azaltılarak kesilir.
Paratiroid Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler
Başarılı bir paratiroid ameliyatı hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır. Kemik ağrıları, yorgunluk, ruh hali dalgalanmaları gibi pek çok şikayet geriler. Ameliyatın başarısının uzun ömürlü olması ve genel sağlığın en üst düzeyde tutulması için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır:
Öncelikle, ameliyatın tam bir iyileşme sağlayıp sağlamadığı, operasyondan yaklaşık 6 ay sonra yapılacak kan testleri ile doğrulanır. Bu kontrolde hem kalsiyum hem de PTH seviyelerinin normal aralıklarda olması, tedavinin başarılı olduğunun kesin kanıtıdır. Sonrasında ise yıllık kontrollerle durumun takibi önerilir.
Uzun vadede genel sağlığı ve özellikle kemik gücünü korumak için bazı yaşam tarzı alışkanlıkları önem kazanır. Bu konuda dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımını sürdürmek
- Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin beslenmek
- Kemik yoğunluğunu artıran düzenli egzersizler yapmak (yürüyüş gibi)
- Böbrek sağlığı için bol sıvı tüketmek
